![]() |
|
|
#1 (permalink) | ||
|
|
Bana hep yağmur armağan edildiBana hep yağmur armağan edildi Koynumu ısıran hayal makasları bir de Anılar sokağından dışarı çıkamadım hiç Uzun mektuplar yazdım, kimseler okumadı Yine de bağışlardım çocukluğumun kalbini kıranları Kendimle söyleştim kimi zaman Kimi zaman başkalarının düşleriyle yıkandım Bahçeyi sevdim en çok Bana gülümseyen ağaçları Mavi bir keman sesiydi yutkunduğum Eksikti şiirlerim, resimlerim, sevinçlerim Kağıtlar, kelimeler ve renkler oyuncaklarımdı Denize bakmayı severdim de içine giremezdim Boğulmaktan korkardım, güz yaşındaydım Kendi içimde kaybolmuş gibiydim Kime şikayet etseydim korkularımı bilemezdim Kimse maskesini çıkarmıyordu yüzünden Ele vermiyordu kimse kendisini Akdenizli bir hüzün yalıyordu yüzümü İncinen bir anlam taşıyordu gözlerim Taşıyordum başkalarından ve kendimden Hiç kimseyi kıskanmadım ve sevmedim kalabalığı Şiirin ve resmin evinde tenha durmak yetiyordu Şair gibi yaşadım, kendi hayatımı yaşayamadım Belki kendimi, belki hayatın sırrını, belki hiçliğin tadını Belki birey olabilmenin kahredici yalnızlığını Kim bilir belki de küçük avuntularla kendimi kandırıyor Ya da kendime katlanmaya çalışıyordum Belki de hızlı çeviriyordum sayfalarını ruhumun Ve sonunda ben de kendime alıştım Şarkılar mırıldanır vedalara tutunurdum Beyhude olduğunu bile bile Kelimelerin gurbetine düşerdim Bazen küserdim kelimelere Bazen şımartırdım onları Arkadaşlığın lunapark gönlü konuşkandı Saflığın çiçeği güzel ve derin kokardı Asla somurtmazdı gecenin ışığı Bahçeyi nasıl sevdiysem avluyu da öyle sevdim Haddini bilmek konusunda üstüme yoktu Fakat haddini bilmeyenlere en ağır cezaydı yokluğum Yokluğun da bir fiyakası vardı çünkü Ve bilirdi dostlarım bir heves çocuğu olduğumu Sonra çok sıkılırdım yosun tutmuş hayatlardan Ağzı nektar kokan hiçkimseydim, belki de çok kendimdim Aşk suçu işliyordum durmadan ve dudağımda neşeli bir ıslık Anılar nehri akıyordu şuramdan ve herkes düşlerine aşıktı Kurmaca bir hayatım olmadı hiç Bu yüzden mi roman yazamıyordum, bilmiyordum Bilmemenin tadını çıkarırdım, sahilde bir imgeyle yürümenin Yıldızlarla akraba olmanın tadı başkaydı Kazanmak bana göre değildi, kaybedenlerdendim Cömertti kalbim, nerede üşüyen bir ruh görse onu ısıtırdı Tutkulu ve gönlü bol bir sabırsızdım Hiçbir anıyı terk edemeyecek kadar vefa doluydu kalbim Acırdı hep masum ve ıssız yanım Ten ve gül arasında kanatsız melekler üzgün Kime inansam adresini terk ediyor Kime inansam önce o öldürüyordu beni Hayatı hep yeniden okumak çabasıyla demlenirdi Şu benim şaşkın ruhum Ve benim şu esrik ruhumu kim dansa kaldıracaktı Hasret yontucusuydum Ve el değmemiş bir sürgündüm sizdeki aşka Şiirin bulutlarına çarpa çarpa koşardım Kuşlara kadar yolum vardı, bilirdim Ve son yazların iflah olmaz divane çocuğuydum Eskimeyen bir efkarla yıkanırdı gövdem Yaşsız bir masaldım, sıkılmanın altın çağını yaşardım Mahsur kalırdım delirmiş bir yaranın içinde Ne çabuk kirlenir ve çürürdü her şey Hassas ve kırılgan, dalgın ve sevimli bir budalaydım Her gün gül açardım korkudan Defosuz hayatlardan ahşap rüyalar çıkarırdım kendime Kendime bir su gibi akardım Su düş görür, su acıkır, su sırrını açardı bana Suyun kanatları ve aklı vardı Suyun görgüsüyle emzirirdim kelimelerin ruhunu Güz evinde oturur, güneş biriktirirdim kalbimin avlusunda alıntı
Konu Hazan tarafından (09-03-2009 Saat 21:07 ) değiştirilmiştir.. |
||
|
| Hazan Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | temizkalp (09-04-2009) |
|
|
#2 (permalink) | ||
|
|
Bana hep yağmur armağan edildi
çok keyif alarak okudum emeğine sağlık
|
||
|
| Sponsored Links |
haberler